24 Şubat 2015 Salı

MEDENİYET MİMARI

O bir medeniyet mimarıydı. Davası, medeniyetimizi yeniden ihya etmekti. 

Devleti, milletin teşkilatlanmış hali, yani milletin kendisi görürdü. 

Devletin, modern bir organizasyona dönüşmesini, millete yabancılaşmasını, kamu kurumlarının kendini milli iradenin üstünde konumlamalarını, millet hayatını ve milli kültürü tahrip etmesini ve devlet-millet çatışmasını yanlış bulurdu. 

Ziya Hoca’ya göre asıl olan medeniyetti. Millet, kendi muhteşem medeniyetini yeniden ihya etmeliydi; böylece devlet teşkilatı ıslah olacak, devlet milletin emrine girecek ve hizmet üretecek, millet de devleti canından aziz bilecek, bütün varlığını ona adayacak…

Modernleşmenin, medeniyet değiştirmenin, millet-devlet ilişkisini tahrip ettiğini, devletin ve milletin ahlaki ve metafizik temellerden koparak bozulduğunu düşünürdü. 

Davası, bir medeniyet atılımını gerçekleştirme mücadelesiydi.

ÖĞRETMENLİK

Ziya Yürekli Hoca, gençlerle ilgilenmeyi ve öğretmenliği çok severdi.

1970’ten 1996 yılına kadar Adana İmam Hatip Lisesi’nde meslek dersleri öğretmeni olarak çalıştı. Öğretmenlik hayatı boyunca özellikle ortaokul bölümünün Kur’an-ı Kerim derslerine giriyor, öğrencilerini Elifba’dan başlatıp harfleri yerinden çıkartarak tecvit kurallarına uygun bir şekilde okur hale gelinceye kadar büyük çaba sarf ediyordu. Gerekli ve yeterli okuma düzeyine çıkamayan öğrencilerini, öğleleri bir saatlik yemek tatilinde bir sınıfta toplayıp ek ders veriyordu. 


Ziya Hoca, yaz tatillerinde mahallenin ve hısım akrabanın çocuklarını toplar, evinde ders verir, namaz surelerini ezberletir, ilmihal bilgilerini ve Kur’an-ı Kerim okumayı öğretirdi.

İstese okul yönetiminde görev alabilir ve müdür koltuğuna da rahatlıkla oturabilirdi. Fakat o kariyer hesapları yerine her zaman Kur’an-ı Kerim’e hizmet etmeyi tercih etti.

Arkadaşlarından dönemin Adana Milletvekili Hasan Gürsoy, 1978 yılında, o zamanın Milli Eğitim Bakanı ile görüştüğünü, gereken her şeyi ayarladığını ve babamdan Adana İl Milli Eğitim Müdürü olmasını rica etmişti. Ziya Yürekli Hoca, Hasan Gürsoy’a şu cevabı verdi:“Bilirsin, bir Hadis-i Şerif var: ‘Sizin en hayırlınız, Kur’an-ı Kerim’i öğrenen ve öğretendir.’ buyuruyor sevgili Peygamberimiz. Ben bu Hadis-i Şerif ile hayatım boyunca amel etme kararı aldım. Siz o göreve daha uygun bir arkadaş bulursunuz. Böylesi daha hayırlı olur.”


Ayrıca Atatürk Ortaokulu ve Borsa Lisesi'nde de Din Kültürü ve Ahlak derslerine girmiştir. Bu tecrübe Milli Eğitim camiasını bir bütün olarak görmesini sağlamıştır.



Milli Eğitim camiasıyla yakından ilgilenir, sorunlarını bilir, ürettiği çözümleri çeşitli düzeylerde camianın ilgilileriyle paylaşırdı. İl Milli Eğitim müdürleri genelde arkadaşlarıydı. Dolayısıyla öğretmenlerin sorunlarını iletme konusunda çaba sarfederdi.



Milletimizin gelişip kalkınabilmesinin yolunun eğitimi düzeltmek olduğuna inanırdı. Bu yüzden öğretmenliğe büyük değer verirdi.



Ömrünü Adana İmam-Hatip  Lisesi’ne adamıştır. 7 yıl öğrencilikten sonra, 1969’dan 1996 yılına kadar, 28 yıla yakın bir süre öğretmenlik hizmeti vermiştir. 



Hayatının tam 35 yılını fiili olarak Adana İmam-Hatip Lisesi’nde öğretmen olarak geçirmenin saadet ve iftiharıyla 65 yaşında Hakk’a yürüdü.

VAİZLİK

Ziya Yürekli, oldukça sosyal, iyi bir hatipti. Genç yaşta camilerde ve hayatın çeşitli alanlarında toplumun karşısına çıktı ve "emr-i bi'l maruf nehy-i ani'l münker" yaptı, irşad etti. Topluma hitap etmek için fırsat kollardı.

Öğrencilik yılları boyunca Diyanet İşleri başkanlığı'na bağlı olarak İmam Hatiplik görevi yaptığından işlerinden biri de vaizlikti. Cuma günleri, kandillerde, bayramlarda görev yaptığı camilerde halka vaaz verdi. Vaazları çok etkileyiciydi.  Onun vaazları toplumdan büyük ilgi görürdü.

Vaaz vermeyi çok önemserdi. Günler öncesinden konuyu seçer, ilgili ayet ve hadisleri bir küçük deftere yazar, İslam aliminin seçilen konudaki düşünceleri derlenir, Mehmet akif Ersoy başta olmak üzere Yunus Emre ve diğer şairlerden dizeler toplar.. Vaazlara iyi hazırlanırdı.

Vaazlarının en belirgin özelliği ise kolay anlaşılır ve yaşanabilir Müslümanlığı anlatmasıydı. O nakilci değildi. Ayet ve hadisleri dönemin şartları içinde en doğru şekilde anlamaya çalışır, toplumu ve hayatı kavramaya, anlamaya çaba gösterir, çağdaş bir aydın olarak, konuşma diliyle meseleleri anlatırdı. 

Vaazlarında İslam inancının temellerini ayetlerle ve akli delillerle anlatır, İslam ahlakının güzelliğini Hz.Peygamber'in (s.a.v.) örnek ahlakıyla izah ederdi. Peygamberler tarihi ve Asr-ı saadeti yaşar gibi aktarırdı. Selçuklu ve Osmanlı tarihinden ibret veren sahneler koyardı vaazlarına.

Ehl-i sünnet ve'l cemaat yolunda giderdi. İslam ahlakını en ince ayrıntılarıyla anlatırdı. Müslümanlığın amacının ferdin ahlakını güzelleştirmek olduğunu söylerdi. İslam Hukuku'nu iyi bilir, diğer hukuk sistemlerinden üstün olduğunu düşünür, "Fıkıh" alanındaki vaazlarında aydınlatıcı konuşmalar yapardı.

"Kolaylaştırınız.. Zorlaştırmayınız!" ayeti gereğince, meselelere samimiyetle, muhabbetle ve itidalle bakar,  ifrat ve tefrite düşmekten sakınır, Müslümanlığı en doğru şekilde anlamaya ve anlatmaya çalışırdı. 

Vaazlarını Müftülük ve öğretmenlik yıllarında da sürdürdü. Emekli olduktan sonra Millet Partisi Adana İl Başkanı olunca da topluma konuşma konusunda büyük çaba gösterdi..

MÜFTÜLÜK

Ziya Yürekli, Konya Yüksek İslam Enstitüsü'nden mezun olunca Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 1969 yılında boş bulunan Adana Müftülüğü'ne vekil müftü olarak atadı. 

Bir yıl süren müftülük döneminde Adana camilerini mamur etmek için büyük çaba sarfetti. İdealisit bir müftüydü. Camilerin bakım ve temizliği konusunda hassasiyet gösterdi. 

İmam Hatipleri ve müezzinleri geliştirmek için kurslar düzenledi..

Ziya Yürekli, müftülük dönemi boyunca Adana camiilerinde vaazlar verdi. Halka İslam'ı kaynaklardan en doğru şekilde öğretebilmek için çaba sarfetti.

Adana Müftüsü Ziya Yürekli, gönlünde öğretmenlik olduğu için asaletinin onaylanması vakti geldiğinde Milli Eğitim Bakanlığı kadrosuna geçti. Gençlere ders vermeyi, dindar olarak yetiştirmeyi önceledi.


İMAM HATİPLİ

Ziya Yürekli, öğrencilik yıllarında Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı olarak İmam Hatiplik görevinde bulunmuştur.

Adna İmam Hatip Lisesi'nde öğrenciyken Adana'nın Yüreğir ilçesinin Karşıyaka semtindeki Türkistanlılar Camii'nde İmam Hatiplik görevi iyaptı..

Ayrıca 1964 ve 1965 yıllarında Gaziantep'in Nizip ilçesinde de İmam Hatiplik görevinde bulundu.

Konya Yüksek İslam Enstitüsü'ndeki öğrencilik yıllarında da önce merkezde bulunan tarihi Sahip Ata Camii'nde ve İplikçiler Camii'nde,  sonra da  bir kenar mahalle olan Keçeciler Camii'nde İmam Hatiplik görevinde bulunmuştur. 

Keçeciler Cami'ne geçiş nedeni ise arkadaşlarıyla kurdukları Yeniden Milli Mücadele Derneği'nin Genel Başkanı olan ve o dönemde Keçeciler Cammii İmam Hatibi olan Necmettin Erişen'i çalışmaları yürütsün diye görev yaptığı merkezdeki Sahip Ata Camii'ne becayiş yapmıştır. Ziya Yürekli, davası uğruna pek çok fedakarlıklar yapmıştır..

KÜLTÜR-SANAT

İlme, düşünceye ve kültür/sanata çok değer verirdi. 
İlimle meşgul olmayı, tefekkür etmeyi ve fikir alışverişinde bulunmayı büyük ibadet görürdü. Hasan Basri Çantay meali elinden düşmezdi. Elmalılı Hamdi Yazır’ın Hak Dini Kur’an Dili Tefsiri ile Ömer Nasuhi Bilmen’in tefsiri ve ilmihali başvuru kitaplarıydı. İmam-ı Nevevi’nin Riyazü’s Salihin kitabını defalarca okumuştur. Düşüncelerini ayetlerle temellendirir, bütün bilgi ve düşünceleri o ayetlere bağlardı. 
Şiiri sever, Yunus Emre başta olmak üzere pek çok şairi okurdu. Necip Fazıl Kısakürek’in “Tohum saç, bitmezse toprak utansın! Hedefe varmayan mızrak utansın! Hey gidi küheylan, koşmana bak sen! Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!” dizelerini, hayat felsefesini ifade ettiğinden zevkle okurdu. 
Fakat onun şairi Mehmet Akif Ersoy’du. Akif’in dizelerini ezbere bilir, sohbetlerini o dizelerle süslerdi. 
Öğrencileri arasından akademisyen ve yazarlar çıktı; onlarla övünür, eserlerini okur ve çevresine tanıtırdı.

FAZİLETLERİ

Ziya Yürekli Hoca, şahsiyetinde faziletleri toplamıştı. Sevgi doluydu, adaletliydi, güvenilirdi, dürüsttü, bilgeydi, sözü senetti, cömertti, cesurdu, vefalıydı, hoşgörülüydü, merhametli ve affediciydi, mütevaziydi. 
İnsanlığı statüye önceler, insanlar arasında hiçbir ayırım yapmaz, herkese kardeşçe, özgür ve eşit görerek yaklaşırdı; tam bir Osmanlı beyefendisiydi, güler yüzlü, tatlı dilli ve anlayışlıydı. 
Tanıştığı kimseleri unutmaz, mutlaka ziyaretlerine gider, insanlarla ilişkileri canlı tutmaya çalışırdı. Kin tutmazdı. Kibir, riya, kıskançlık ve haset nedir bilmezdi.